Mülakatta Doğru Soruları Sorup Sormadığımı Nasıl Anlarım?
İşe Alım 29 okuma 1

Mülakatta Doğru Soruları Sorup Sormadığımı Nasıl Anlarım?

Mülakatlarda en sık gördüğüm hata, adayın CV’sinin tekrar ettirilmesi. “Şurada ne yaptın, burada ne yaptın?” soruları adayın geçmişini anlatır ama nasıl düşündüğünü göstermez. CV bir özet metindir; içindeki deneyimin derinliğini, o deneyim sırasında yaşanan gerilimi ya da alınan riskleri tek başına vermez. Oysa iş hayatında bizi zorlayan şeyler, CV’de yazan görev tanımları değil; beklenmeyen anlarda verilen kararlardır. Bir kriz anında nasıl düşündüğü, hata yaptığında nasıl davrandığı, baskı altında neyi öncelediği… Asıl belirleyici olan budur. Eğer mülakat boyunca sadece kronolojik bir hikâye dinliyorsam, aslında adayın anlatım becerisini ölçüyorum; karar kalitesini değil.


Bir mülakatta aday çok düzgün, çok akıcı konuşuyordu. Kendini iyi ifade ediyor, örnekleri net veriyor, soruları hiç duraksamadan cevaplıyordu. Ekipten bazıları daha görüşme bitmeden “çok iyi, bu olur” demeye başlamıştı. O noktada şunu fark ettim: Hepimiz anlatımın akıcılığına kapılmıştık. Ama akıcı konuşmak ile doğru karar verebilmek aynı şey değil. Bu yüzden sohbeti biraz zorlaştıran bir soru sordum: “Son bir yıl içinde verdiğin en zor kararı anlatır mısın? O kararı bugün tekrar alsan neyi farklı yapardın?” İşte o an tablo değişti.


Akış yavaşladı, düşünme süresi uzadı, cümleler daha dikkatli seçilmeye başladı.

İyi aday bu soruda parlamaz; derinleşir. Tereddütlerini anlatır, eksik gördüğü taraflarını söyler, o kararın sonuçlarını sahiplenir. Hatta bazen “o gün doğru sandığım şey bugün bana eksik geliyor” diyebilir. Bu cümleler benim için kıymetlidir çünkü öz farkındalık içerir. Zayıf aday ise genelde zor karar anlatmaktan kaçınır. “Çok büyük bir kriz yaşamadım” ya da “ben genelde doğru karar veririm” gibi yüzeysel cevaplar verir. Bu cevaplar teknik olarak yanlış değildir ama gelişim potansiyeli hakkında çok az ipucu taşır. Gerçek hayatta zorlanmamış bir profesyonel neredeyse yoktur; zorlanmadığını söyleyen ya hatırlamıyordur ya da yüzleşmek istemiyordur.


Google’ın Project Oxygen çalışması, yüksek performanslı çalışanların ortak noktasının teknik bilgiden çok problem çözme, öğrenme çevikliği ve geri bildirim alabilme becerisi olduğunu gösteriyor. Bu beceriler CV’den okunmaz; soruyla ortaya çıkar. Aynı şekilde WEF’in son raporlarında da belirsizlik altında karar verme ve öğrenme çevikliği öne çıkan yetkinlikler arasında. Eğer mülakatımda adayın bir hatasını, bir zorlanma anını ve bir öğrenme sürecini konuşturmuyorsam, aslında geleceğe dair en kritik sinyalleri kaçırıyorum demektir. Çünkü geçmiş başarı kadar, hatayla kurulan ilişki de performansı belirler.


Doğru soruyu sorduğumu nasıl anlarım? Adayın cevabı beni ezber cümlelerden çıkarıp düşünmeye zorluyorsa, doğru yoldayımdır. Cevap sırasında adayın sesi biraz yavaşlıyor, kelimelerini seçerek konuşuyor ve kendi payını dürüstçe anlatıyorsa, o sorunun değeri vardır. Eğer cevaplar hep pürüzsüz, hep risksiz, hep “mükemmel” ise ya soru yüzeyseldir ya da ortam yeterince güvenli değildir. İyi mülakat, adayın sadece güçlü yanlarını değil, karar alma kasını da gösterir.


CV geçmişi anlatır; zor sorular geleceği öngörür. Mülakatın amacı da tam olarak budur: Geçmiş hikâyeyi dinlemek değil, gelecekte nasıl davranacağını anlamak.

 

Muhammet Hacıoğlu

Eğitim ve Gelişim Müdürü

← Blog'a Dön